Kadıköyün Faytoncuları ve Fayton Tamircileri
Çocukluğumun sisli anılarından delikanlılığımın berrak anılarına geçtiğim yıllardan kalan hatırlar bulvarında Kadıköy iskelesindeki faytonları faytoncuları hatırlarım..... Kadıköy 'e Kum burnuna gezmeye ya da İnci Gazinosundaki eğlence gecelerinden dönüşte babamın bizi gezme olsun diye bindirerek Misak-ı Milli sokaktaki evimize getirdiği faytonları ya da Haydarpaşa Garından kısa yolculuklar sonrası eve gitmek için bindiğimiz faytonların keyfini unutmak ne mümkün !
Tabii bir de odun - kömür alımlarında veya küçük eşya taşımacılığında kullandığımız at arabalarını da unutmamak lazım......
Fayton , at arabası olunca bunların tamir ,yedek parça , aksesuarları için de bir yerler olması gerekmezmi...Hele atların koşumları , nalları nallanmaları , bir takım aksesuarları , yemlikleri samanları , vb. şeyler....
İşte Hasanpaşa daki at arabası / fayton sanayii böle-gesi haricinde Kadıköy Rasimpaşa mahallesinin Rıhtıma , çarşıya yakın sokaklarında ( Tayyareci Smisokak , Yoğurtçu Şükrü sokak , Başçavuş sokak , Mühürdar Fuat sokak ) at arabası 7 fayton tamircileri , araba aksesuar ve yedek parçacıları , At koşumcuları ve at yemcileri dükkanları vardı....O bölge saman , at , meşin , yanık vb. kokusundan belli olurdu...
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
Fotoğraflar
7 Nisan 2016 Perşembe
24 Şubat 2016 Çarşamba
KADI KÖYÜ ŞEHREMANETİ DAİRESİ
ŞEHREMANETİ - KADIKÖY
‘ÜN TARİHİ BİNASI
1969 Kaymakamlık dönemi
Kadıköy ‘ümüzün iskele meydanındaki ( kumluk mevkii )
bu tarihi yapı aslında Kadıköy ‘ün , Birinci Cihan harbi , Kurtuluş Savaşı ve
Cumhuriyet döneminin en belli başlı şahitlerinden biridir.
Benim hatırladığım en erken dönemlerden bu yana da
oldukça fazla görev almış kılık değiştirmiş tarihi bir anıttır.
Eskiyi hatırlayabildiğim 1959-60 yıllarından itibaren “ Kaymakamlık” olarak
bilirim bu binayı... İçinde pek çok birimin yer aldığı küçük ama büyük işler
yapılan bir bina idi Kadıköy için.
Kaymakamlık makamı burada idi….Giriş katında emniyet müdürlüğü vardı…Giriş ve alt katta Belediye başkanlığı ve bazı hizmet birimleri bulunmaktaydı.Arka yan taraftan girildiğinde Hükumet tabipliği yer almaktaydı !
Kaymakamlık makamı burada idi….Giriş katında emniyet müdürlüğü vardı…Giriş ve alt katta Belediye başkanlığı ve bazı hizmet birimleri bulunmaktaydı.Arka yan taraftan girildiğinde Hükumet tabipliği yer almaktaydı !
Binanın arkasında da ilave bir bina bulunmakta orası da
Vergi dairesi olarak kullanılmakta idi.
İlkokul ‘a kayıt sırasında çiçek aşısını burada olmuş ve
Hükumet Tabipliği sağlık raporunu buradan almıştık.
Daha sonraki yıllarda Dr. raporları , hastane raporları ( okul için ) Hükumet tabipliğinden onay alınırdı.
Arka bölümde sanırım bir
de nezarethanede vardı. Binanın önünde Kaymakamlık ve Emniyet Müdürü makam
araçları durur , binanın kapısında görevli polis memuru olurdu…
Yan tarafında ( mühürdar tarafı ) ise polis araçları park ederdi. Tabii arka tarafta da kuyruk yapmış vatandaşlar.




Daha sonraki yıllarda Dr. raporları , hastane raporları ( okul için ) Hükumet tabipliğinden onay alınırdı.
Yan tarafında ( mühürdar tarafı ) ise polis araçları park ederdi. Tabii arka tarafta da kuyruk yapmış vatandaşlar.

1970 'lerde Kaymakamlığın önünde emniyet araçları

Kadıköy 'ün sembolü Boğa 'mız 1970 'lerde şehremaneti binası önünde

Şehremaneti arkasında bir zamanlar otobüs terminalleri ve Et Balık Kurumu vardı
Binanın arka kapısından Hükumet Tabipliği sağlık kurumlarına ve Emniyetle ilgili işlere girilirdi.
Daha sonra binanın tamamını Belediye kullanır
olmuştu..Kaymakamlık , Hükumet Tabipliği ve Emniyet birimleri binadan
ayrılmışlardı.
Binanın kullanımdan doğan kapı üstü tabelaları sık olarak değişmiş olsa da binanın asli tabelasında O , hep “Şehremaneti Binası “ olarak kaldı ve anıldı.
Binanın kullanımdan doğan kapı üstü tabelaları sık olarak değişmiş olsa da binanın asli tabelasında O , hep “Şehremaneti Binası “ olarak kaldı ve anıldı.
Nedir şehremaneti ?
Şehremaneti ; Osmanlı
İmparatorluğu zamanında bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin
temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim demekti…..
Yani bugünkü belediyenin Türkiye'de kurulan ilk biçimi de denilebilir.
Yani bugünkü belediyenin Türkiye'de kurulan ilk biçimi de denilebilir.
ŞEHREMANETİ’NİN
KURULUŞU VE ŞEHREMANETİ NİZÂMNÂMESİ
Türkiye’de modern belediyelerin kuruluşu 19 . yy. ın ikinci
yarısına kadar uzanan bir geçmişe sahiptir.Klasik dönem Osmanlı şehrinde
belediye hizmetlerinin yürütülmesinde en önemli kurum “kadılık” tır. Kadının
şehrin belediye işlerini göremeyecek duruma gelmesi üzerine, öncelikle bu
işlevi yerine getirmek amacıyla 1826’da İhtisab Nâzırlığı ve ona bağlı olmak
üzere taşrada da İhtisab Müdürlükleri oluşturulmuştur.
Ne var ki, bu yeni kurum belediye hizmetlerini görmekte
fonksiyonel olamamış ve kent yönetimi ciddi sorunlar ile karşı karşıya
kalmıştır.
Geleneksel Osmanlı şehir yönetimi, 19 yy. a gelindiğinde gerek kentin kendi iç bünyesinde meydana gelen sosyo-ekonomik ve demografik değişiklikler, gerekse dış dünya ile ilişkilerin zorladığı yeni şartlar nedeniyle kabuk değiştiren kentte yetersiz kalmış ve yeniden yapılanmaya olan ihtiyaç her zamankinden daha fazla olmuştur.
İstanbul’da ilk belediye örgütünün kurulmasını , şehremaneti’nin kuruluşunu sağlayan neden ancak
1854 yılındaki Kırım Savaşı olmuştur. Rusya ile girişilen bu savaşta Osmanlı
İmparatorluğu ’nun müttefikleri olan İngiliz, Fransız ve İtalyan (Piyemonte)
ordularının İstanbul ‘a gelip karargah kurması ,savaşın yaralı ve şehitlerinin
Kırımdan buraya gönderilmesi kentin
nüfusunu olağanüstü artırmış, temizlik, sağlık ve ulaşım sorunları
çığ gibi büyüyerek içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir.
İhtisab Nezâreti’nin de bu problemleri çözmekte yetersiz kalması, yöneticileri belediye hizmetlerini görecek yeni bir kurum kurmaya yöneltmiştir
İhtisab Nezâreti’nin de bu problemleri çözmekte yetersiz kalması, yöneticileri belediye hizmetlerini görecek yeni bir kurum kurmaya yöneltmiştir
Yeni kuruluşun mazbatası (yazı, karar, kararnâme) 13
Haziran 1854 tarihinde Meclis-i Tanzimat
tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulur. Yeni kurulacak olan şehremâneti’nin
nizâmnâmesi Meclis-i Vâlâ tarafından hazırlanır.
Ondört madde olarak hazırlanan bu tüzüğe göre Şehremâneti başlıca şu görevleri görmekle yükümlüydü:
Ondört madde olarak hazırlanan bu tüzüğe göre Şehremâneti başlıca şu görevleri görmekle yükümlüydü:
İstanbul ve İstanbul halkının ;
1- Zorunlu ihtiyaç maddelerinin teminini kolaylaştırmak
ve gözetmek,
2- Fiyatların belirlenmesi (narh) ve bunun kontrolü,
3- yol ve kaldırımları yapmak ,
4- Şehrin temizliğinin sağlanması ,
5 - Çarşı ve pazarın denetimi,
6- Vergilerin toplanarak maliye hazinesine devredilmesi
Şehremâneti, şehremini
denilen görevli tarafından yönetilecek ve şehirle ilgili karaların alınması
ve yürütülmesinde bu nizamnâmeyle oluşturulan Şehir Meclisi ile birlikte
çalışacaktı. Şehir Meclisi İstanbul’da yaşayan her sınıf tebaadan ve önde gelen
esnaf temsilcilerinden oluşan oniki kişinin yanı sıra, meclise başkanlık edecek
olan şehremini ve onun iki muavininden olmak üzere toplam onbeş üyeden oluşacaktı.
Belediye meclis üyeleri 25 yaşını geçmiş, Osmanlı uyruklu ve yılda en az 50
kuruş emlâk vergisi veren kimselerden seçilirdi. İlginç bir şart da Türkçe
bilme mecburiyeti idi.
İhtisab Nezâreti’nin yerine kurulan Şehremaneti,
kuruluşunu izleyen yıllarda kendisinden beklenen başarıyı sağlayamadı. Bunun
üzerine, 1855 yılında şehremaneti ’ne yardımcı olmak üzere İntizâm-ı Şehir
Komisyonu oluşturuldu. Bu komisyonun çalışmaları sonucu 1857 yılında İstanbul
şehri çevresi ile birlikte 14 belediye bölgesine ayrıldı. Pilot
bölge olarak (Beyoğlu ve Galata bölgeleri) Altıncı Daire-i Belediye,
Şehremaneti’ne bağlı olarak kuruldu. Şehremaneti ve Altincı Daire-i Belediye
1877 yılına kadar bu şekilde çalıştılar.
5 Ekim 1877 günlü Dersaadet Belediye Kanunu ile önceki yasal düzenlemeler kaldırılmış ve İstanbul şehremanetinin 20 daireye ayrılmasına karar verilmiştir. Çıkarılan Dersaadet Belediye Kanunu ve Vilâyât Belediye Kanunu ile İmparatorluğun yerel yönetim problemlerine daha köklü çözüm getirilmeye çalışılmıştır. Bu Kanuna göre şehremanetinin organları arasında şehremini, şehremaneti meclisi ve Cemiyet-i Umumiye-i Belediye bulunuyordu.
5 Ekim 1877 günlü Dersaadet Belediye Kanunu ile önceki yasal düzenlemeler kaldırılmış ve İstanbul şehremanetinin 20 daireye ayrılmasına karar verilmiştir. Çıkarılan Dersaadet Belediye Kanunu ve Vilâyât Belediye Kanunu ile İmparatorluğun yerel yönetim problemlerine daha köklü çözüm getirilmeye çalışılmıştır. Bu Kanuna göre şehremanetinin organları arasında şehremini, şehremaneti meclisi ve Cemiyet-i Umumiye-i Belediye bulunuyordu.
İstanbul ’daki belediye dairelerinin sayısı ve belediye
işlerinin yürütülmesi konusundaki kararlar zaman zaman değişiklik gösterdi ve
sonunda Cemil Paşa (30 Aralık 1912) tarihli geçici kanunla İstanbul’da 9 idare
şubesine sahip bir Şehremaneti teşkil ettirdi. Böylece, belediye muamele,
icraat ve harcamalarını bir merkezde toplattırdı. Bu kanunla, eski belediye
dairelerinin hükmi şahsiyeti şehremanetinin şahsiyeti içinde eritiliyordu.
Kadıköy ( Kadı Köyü ) Şehremaneti :
Kadıköy ( Kadı Köyü ) Şehremaneti :
1855 yılında Şehremaneti olarak kurulan Kadıköy
belediyesi daha sonra 11. Bölge ve 18. Daire adını almış ve ilk başkanı da
Osman Hamdi Bey olmuştur.
Meşrutiyet yıllarındaki ilk belediye reisliğini Moralızade
Ali Bey’in yaptığı belediye ,daha sonra Operatör Dr.Cemil Topuzlu’ nun
şehreminliğinde ve mütareke yıllarında da Celal Esad Arseven ‘in reisliğinde
hizmetlerine devam etmiştir.
Cumhuriyet’in ilanına kadar, önemsiz bazı
değişikliklere rağmen, belediye işleri bu kanun çerçevesinde icra edildi. 3
Nisan 1930 tarihli Belediye Kanunu ile şehremaneti, görevlerini İstanbul
Belediyesi’ne devretti. Böylece 1930 tarihinde ,şehremini isim ve unvanı ile
şehremanetleri kaldırılarak bütün teşkilatların adı " belediye " olduğu gibi
belediye meclisi vb. unvanlar da bütünüyle genelleştirildi.
Uzun süre Üsküdar'a bağlı kalan Kadıköy, 23 Mart
1930’da ilçe yapılmıştır.
KADIKÖY ŞEHREMANETİ BİNASININ İNŞA YERİ VE BİNA TARİHİ :
KADIKÖY ŞEHREMANETİ BİNASININ İNŞA YERİ VE BİNA TARİHİ :
Kadıköy 'den İstanbul'a vapurların işlemesiyle birlikte Kadıköy gelişip, büyümeye başlar. Bu
tarihten daha önce bir yakadan diğerine nakliyat ve gidip-gelme, pazarcı kayıklarıyla çok zahmetli bir şekilde yapıldığından Kadıköy uzun bir müddet
küçük bir yerleşim yeri olarak kalmıştır. (1869'da yapılan İstanbul Belediye Nizamnamesindeki toplam 14 daireden 13'üncüsü)
O tarihlerde belediyeye ait, kadrolu memurlar, temizlik işçileri bulunmazmış. Sırtlarında küfelerle dolaşan çöpçüler, evlerden topladıkları çöp ve artıkları bir ücret karşılığında götürüp denize atarlarmış. Belediye işleri ise " Bostancıbaşılar " tarafından yürütülürmüş.
1869'da Şehremaneti ( Belediye ) teşkilatı kurulunca Kadıköy'e çöp arabaları gönderilmeye başlanmış. iki tekerlekli, at-katır veya eşekle çekilen, üstü kapalı arabalar çöpleri toplamaya başlamışlar. Çöpler , Fikirtepe civarında eski büyük tas ocaklarının çukurlarına boşaltılırdı.
O tarihlerde belediyeye ait, kadrolu memurlar, temizlik işçileri bulunmazmış. Sırtlarında küfelerle dolaşan çöpçüler, evlerden topladıkları çöp ve artıkları bir ücret karşılığında götürüp denize atarlarmış. Belediye işleri ise " Bostancıbaşılar " tarafından yürütülürmüş.
1869'da Şehremaneti ( Belediye ) teşkilatı kurulunca Kadıköy'e çöp arabaları gönderilmeye başlanmış. iki tekerlekli, at-katır veya eşekle çekilen, üstü kapalı arabalar çöpleri toplamaya başlamışlar. Çöpler , Fikirtepe civarında eski büyük tas ocaklarının çukurlarına boşaltılırdı.
Kadıköy Şehremaneti Binası , Ermeni mimar Y. Terziyan
tarafından 1912-1914 yılları arasında inşa edildi. 20. yüzyıl başlarında
gelişen “ulusal mimari akım” üslubu çerçevesinde, o yıllarda yapılan eserlerde
görülen karakteristik yapıya sahiptir. Klasik Osmanlı mimarisine ait, özgün
mimari ayrıntıları barındırmaktadır.
Binanın yapımına 1912 tarihinde başlandığı zaman ki
yıllarda deniz bugünkü postane binasının önüne kadar gelmektedir. Mühürdar
tarafına doğru devam eden rıhtıma, Galatanın meşhur bankerlerinden Tübini'lerin
adı verilmişti. Rıhtımda yine Tübini'lere ait akaretler sıralanır, akaretlerin
gerisindeki yola da Tübini Çıkmazı denilirdi. III. Mustafa Camii de deniz
kenarında idi.


Bilahare bütün bu arazi (Dolmabahçe gibi) doldurularak, geniş
bir meydan kazanılmıs ve ismine " Kumluk " adi verilmiştir. Bu yeni alana da Şehremaneti binası inşa ettirilmiştir.


Tübini akaretleri

Tübini Rıhtımı

1950 yılında çekilen hava fotoğrafında doldurulan bölüm , büyük bir üçgen olarak belli olmakta...
Bu tarihi yapı mimari kimliğinin yanı sıra, birçok tarihi
olaya da tanıklık etmiştir.
* I. Dünya Savaşı yıllarında Alman askeri kuvvetleri şehremaneti önünde ve Kumluk mevki mühürdar arasında karagâh oluşturmuşlardır.


* I. Dünya Savaşı ’ndan Osmanlı İmparatorluğunun mağlup olarak çıkmasından sonra, İstanbul 'u işgal eden işgal ordu kuvvetlerinden İngilizler , Şehremaneti binasının önüne barakalar kurarak askerlerini yerleştirmişlerdir.



* I. Dünya Savaşı ’ndan Osmanlı İmparatorluğunun mağlup olarak çıkmasından sonra, İstanbul 'u işgal eden işgal ordu kuvvetlerinden İngilizler , Şehremaneti binasının önüne barakalar kurarak askerlerini yerleştirmişlerdir.

* İşgal İstanbul'unda Milli Mücadele taraftarı aydınların düzenlediği mitingler vardır.
22 Mayıs 1919'da Yunan ordusunun İzmir'e çıkması ile bu işgali
protesto etmek amacıyla aynı gün Şehremaneti önünde
tarihe geçen adı ile “ Kadıköy Mitingi “
yapılır.
Yağmur altında yaklaşık 20 bin kişilik bir halk kitlesi toplanır, binanın balkonundan aralarında Halide Edip Adıvar 'ın da bulunduğu pek çok aydın kişi konuşmalar yapar.
Yağmur altında yaklaşık 20 bin kişilik bir halk kitlesi toplanır, binanın balkonundan aralarında Halide Edip Adıvar 'ın da bulunduğu pek çok aydın kişi konuşmalar yapar.
* Kumluk alanında İngilizlerin kurduğu askeri barakalar Kurtuluş savaşı nihayetinde Türk Ordusu İstanbul 'a giriş yapmadan sökülerek İngiliz 'ler Kadıköy 'ü terk ederler.
Bağdat caddesinden Kadıköy 'e giriş yapan Türk ordusu Selimiye 'ye girerken, Komutan Refet ( Bele ) Paşa Şehremaneti binasının balkonuna çıkarak meydanı dolduran Kadıköylülerin coşku içerisinde dinledikleri bir konuşma yapar.
* Cumhuriyetin ilanından sonra 1930 yılında, Kadıköy Şehremaneti binasında ilk belediye seçimlerinin yapılmasına karar verilir.
Bağdat caddesinden Kadıköy 'e giriş yapan Türk ordusu Selimiye 'ye girerken, Komutan Refet ( Bele ) Paşa Şehremaneti binasının balkonuna çıkarak meydanı dolduran Kadıköylülerin coşku içerisinde dinledikleri bir konuşma yapar.
* Cumhuriyetin ilanından sonra 1930 yılında, Kadıköy Şehremaneti binasında ilk belediye seçimlerinin yapılmasına karar verilir.
Seçim günü İçerenköy, Bostancı ve civarından at, öküz
arabalarına dolan seçmenler büyük bir
kalabalık halinde Bağdat Caddesi 'nden geçip Kadıköy'e gelirler. Şehremaneti
binasının önündeki Kumluk'ta Halk Fırkası ve Serbest Fırka taraftarları
birbirlerine girerler !
* 1970 yılındaki 16-17 haziran olayları gibi birçok toplumsal ve
siyasi olaya da şahit olmuştur.
1913-14 yıllarında Kadıköy Belediye Şubesi Müdürlüğü
yapan Celal Esad ( Arseven ) bey ‘in görevi sırasında yazdığı “ Kadı Köyü Hakkında
Belediye Araştırmalar “ isimli kitapta Celal Esad Bey, Kadıköy ‘ün fiziksel ve
tinsel envanterini çıkartmıştır.
Celal Esad ( Arseven ) bey , Kadıköy ‘ün o tarihteki durumunu ortaya
koymuş ve neler yapılabileceğini, neler yapılması gerektiğini raporlamıştır.
Celal Esad bey, Kadıköy yöneticiliği sırasında yenilikçi şehircilik anlayışı ile önemli fiziki düzenlemeler ortaya koymuştur.



Kadı Köyü Rıhtımı üzerinde inşa edilmekte olan Belediye Dairesinin Vapur iskelesi yönünden görünüşü..... ( Celal Esad Beyin Kitabından )
( Orijinal dili Osmanlıca (!) olan kitap Kadıköy ‘ün
tarihi açısından büyük öneme sahiptir. Kitap tarihçi Cahit Kayra tarafından
Türkçeleştirilmiştir. )
Kadıköy , 1984 yılında Büyükşehir ’e bağlı bir ilçe
Belediyesi olarak yapılandırılmıştır.
Belediye 1992 yılında , bu binadan taşınarak Hasanpaşa ‘da yeni yapılan merkez binaya
yerleşmiştir.
Şehremaneti binası artık restore edilmiş haliyle " Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi " olarak hizmete girmiştir.

Şehremaneti Binasının yeni şekli ve Sanat Kütüphanesindeki Kadıköy Haritalarından biri
Kadıköy 'ümüzün bu tarihi binası ve bulunduğu meydan , şimdiler de ise Kadıköy Meydanının Büyükşehir Belediyesi tarafından " Miting Alanı " olarak belirlenmesinden sonra , kalabalık ve kışkırtıcı mitinglere sahne olmakta ve ne yazık ki Kadıköy 'ün tahrip olmasına sebep olmakta , yaşamına darbe vurmaktadır.
HARİTALAR :
Celal Esad ( Arseven ) Bey 'in kitabından
Kumluk mevkinin doldurulmadan önceki hali
1913 yılında Kadıköy ve havalisini gösterir haritada ( Celal Bey 'in kitabından ) doldurulan bölge büyük bir üçgen şeklinde belli olmakta..
Celal Esad Beyin kitabından Kadıköy sokak haritası
1938-39 tarihli bir Kadıköy Planı
29 Ocak 2016 Cuma
SELİMİYE KIŞLASINDAKİ LAMBALI KADIN !
FLORANGE NİGHTİNGALE MÜZESİ
( Lambalı Kadın - The Lady with the Lamp )
www.aloraart.com sitesinden alınmıştır.
Selimiye Kışlasında bir müze bulunduğunu ve de bunun
Florance Nightingale ile ilgili olduğunu öğrenince kısa bir araştırmanın
ertesinde Selimiye ‘de müze yönetimi amirliği ile temasa geçerek müzeyi ailece gezmek
için randevu aldım.
Randevu günü Selimiye Kışlasına gittiğimizde kışlanın Harem
tarafındaki nizamiye kapısının bulunduğu yerden içeri alındık . Bir bekleme ve
kabul salonunda gerekli güvenlik taramasından geçtikten sonra cep
telefonlarımızı ve fotoğraf makinelerimizi teslim ettik ! ( doğrusu bunu hiç
beklemiyordum .)
Selimiye Kışlası havadan görünüşü.
(sağ öndeki kulenin oradaki misafirhanede bekleniyor.Sol arkadaki kule müzenin olduğu kule )
Belli bir misafir gurubu oluştuktan sonra bir görevli asker eşliğinde
dahili servis otobüsü ile kısa bir yolculuktan sonra kışlanın ana kapısında indik. Burada bizi müzeden
sorumlu bir binbaşı teslim alarak muhteşem bir giriş salonu ve onu takip eden (
tüm gn. kurmay başkanlarının büst ve fotoğraflarının bulunduğu ) güzel bir
koridorun sonundan ( ki bu koridorda yıllar öncesi Kırım savaşı yaralıları
yerlerde , yataklarda yatıyorlarmış ) Selimiye
Camii tarafındaki kulenin bulunduğu yerdeki müzeye getirdi .
Selimiye Kışlasının hastane haline getirilen koridorlarını gösterir bir gravür
Kulenin alt odası olan giriş bölümünde Balkan savaşları,
Çanakkale savaşı ve Kurtuluş Savaşı heykelleri sergileniyordu . ( bunlardan bir tanesi de Çanakkale Savaşı
kahramanı Seyit onbaşıyı temsil eden heykeldi..) Mustafa Kemal Atatürk ‘ün
maskı , savaş zamanı kullanılmış olan ateşli ve ateşsiz silahlar , I.Orduya ait
flamalar ve Osmanlı Devlet armaları da bu giriş salonunda sergilenmekteydi.
Müzenin giriş salonundan görüntü
( Fotoğraf , I.Ordu Komutanlığının hediye ettiği kitapçıktan alınmıştır. )
Hemen asma katta ve sonraki iki kat ise Florance Nightingale müzesi olarak
tasarlanmış. Hasta muayene odası olduğu söylenen ilk mekanda “ lambalı kadın -
Florance Nightingale “ heykeli yer almaktaydı. Ve o yıllarda kullanılmış olan
muayene odası eşyaları vardı. Raflarda ve dolaplarda el yapımı ilaçların olduğu
ilaç kutuları , şişeleri vb. malzemeler….
Odadan yukarı çıkan spiral merdiven bizi Florance
Nightingale ‘in odasına götürdü. Bu oda onun hem çalışma hem dinlenme hem de
yatak odası imiş .. Odada masa başında ilaç imal ederken görüldüğü bir temsili
heykelde mevcut.
Florance nightingale ' in özel eşya ve diğer objelerin olduğu oda .
( Fotoğraf , I.Ordu Komutanlığının hediye ettiği kitapçıktan alınmıştır. )
Oldukça güzel ağırlandık . Kırım savaşı , Florance
Nightingale ve olaylar hakkında bilgilendirildik. Kuleden istanbul’a Selimiye
‘ye bakmak ise ayrı bir heyecan ayrı bir güzellikti….Ne yazık ki buları sadece
hafızamıza pozladık !
Her İstanbul ‘lunun ve de Kadıköy ‘lünün gidip görmesi
gereken bir yer bu müze…. Tarihteki önemli yeri , etkinliği ve Hemşireliğin öncüsü
Florance Nightingale ‘in gerçek doğduğu yeri görmek , Selimiye ‘nin
Kulelerinden İstanbul ‘u seyretmek için !
Müze , Selimiye Kışlasının kuzeybatı köşesindeki kulenin bir
bölümünün I.Ordu Komutanlığının izni ve desteği ile Türk Hemşireler Derneği
tarafından 1954 yılında düzenlenmesi ile oluşmuş ve açılmıştır.
Müzede Florence Nightingale ’in eşyaları, fotoğrafları,
elinden hiç eksik etmediği lambası, madalyaları , dönemin hatıra ve eşyaları
ile Sultan Abdülmecid’in hediye ettiği
bilezik sergilenmektedir. Florence Nightingale ‘e ait pek çok el yazması not,
mektup ve kullandığı eşyalarda yer almaktadır.


Müzenin bulunduğu kuzey batı kulesi I.Ordu Komutanlığının hediye ettiği kitap


Müzenin bulunduğu kuzey batı kulesi I.Ordu Komutanlığının hediye ettiği kitap
İrtibat için :
Florence Nightingale Müzesi
Adres: Selimiye Kışlası Üsküdar İstanbul
Telefon: 0216 343 10 73
faks : 0216 553 10 09)
Ziyaretçiler , 2 gün öncesinden kimlik fotokopisi ve gezi
saatlerini fax çekerek bildirmek zorundadır.
Ziyaret günleri : Hafta içi her gün sadece rezervasyon yaptırılması ile ziyaret edilebilir.
Müzeye giriş ücreti alınmamaktadır.
Ziyaret günleri : Hafta içi her gün sadece rezervasyon yaptırılması ile ziyaret edilebilir.
Müzeye giriş ücreti alınmamaktadır.
NOT : Bu bilgiler 2010 yılı içindir. İrtibat telefonundan
değişiklik olup olmadığının öğrenilmesi faydalı olur.
Selimiye Kışlası ve Florance Nightingale ‘in hikayesine gelince ;
1854 – 1855 yılları arasında yapılan Kırım savaşında mart
1854 ‘de İngiltere ve Fransa Osmanlının yanında Rusya ile savaşa girer…Ve Eylül
ayında müttefik birlikler Kırım ‘a çıkarlar.
Savaş öncesi ve sırasında İngiliz Ordu Komutanlığı
tarafından Selimiye ‘de ve Haydarpaşa Çayırında orduğâh , nakliye limanları ve
sahra hastanesi kurulmuştur.
Cephede savaşacak İngiliz , Fransız ve Sardunya askerlerinin
İstanbul üzerinden Kırıma gitmesi ve savaş süresince yaralanan askerlerin de
İstanbul ‘a getirilmesi ile İstanbul açık bir karargah ve hastaneye dönüşür.
Savaş ilerledikçe İstanbul ‘da bu yaralılara hizmet verebilecek yapı ve donanım
olmadığı görülmüş ve savaş Osmanlı sağlık kuruluşlarının yetersizliğini ortaya
çıkartmıştır.
1854-55 yıllarında Selimiye kışlası ve Haydarpaşa çayırında kurulan ordugâh
The Times gazetesinin Kırım Savaşını izleyen İstanbul
muhabiri William Howard Russel , İstanbul ‘daki bu sağlıksız ve yetersiz
koşulları gazetesinde yazınca, aynı gazete bir yardım kampanyası başlatır.
Bunun üzerine İngiliz Savunma bakanlığı harekete geçmiş , İstanbul ‘a bir
sağlık ekibi gönderilmesine karar verilmiştir. Bu amaçla 14 hemşire ve 24 rahibeden
oluşan gönüllü bir ekip kurularak İstanbul ‘a gönderilir.
Başlarına da “ Türkiye ‘de İngiliz Umumi Hastaneleri Kadın
Hastabakıcıları Hastanesi Müdürü “ unvanı ile
( sonradan modern hemşireliğin kurucusu olarak tanınacak ve ünlenecek
olan ) Florance Nightingale getirilmiştir.
Florance Nightingale
İstanbul ‘a 4 Kasım 1854 akşamı gelen ekip derhal Selimiye
Kışlası ‘na yerleştirilir. Yaralılar için bakım yapılabilecek ilacın yanı sıra
bu yaralılar için temiz bir mekan problemi olduğunu da gören Florance
Nightingale ve arkadaşları , yapının en azından bir bölümünü altı ay içinde
hastaneye çevirirler… Ekip , öncelikle odalarda ve koridorlarda hastaları
hastalıklarına göre ayırarak pavillon sistemini kurar , o zamanlar pek aldırış
edilmeyen Hijyene önem verirler. Gece gündüz demeden hasta ve yaralılara
baktığı için askerler ona “ Lambalı kadın “ ismini takmışlardı. Hastabakıcılıkta yeni yöntemler
bularak ve bunları uygulayarak , titiz bir
hijyen anlayışı ile kışlada ölüm oranlarını düşürürler.
Selimiye Kışlası'nın hastane olarak kullanıldığı dönemi gösteren 1856 tarihli taş baskı.
O sıralarda bir krokiye göre ; hemşirelerin kaldığı odalar , kışlanın Selimiye Camisi tarafındaki kulenin iki yanındaki kollarda yer almaktadır. Florance Nightingale ‘in yatma ve çalışma odası ise kulededir.
Florance Nightingale ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç vermiş ,
yaygın olan bulaşıcı hastalıkların da etkisiyle yüksek olan ölüm oranı
düşmüştür.
Aynı yıllarda İstanbul ‘da bulunan Lady Alicia Blackwood
anılarında Üsküdar ‘dan söz ederken , burada 5 bin yaralı ve hasta askerin
tedavi gördüğünü ifade etmektedir.
1855'te kendisi de o ünlü "Kırım Ateşi "ne
yakalanıp hastalandığında, "Yaralılar duvara dönüp ağlıyorlardı. Tüm
umutlarını ona bağlamışlardı," diye yazılmış eve giden asker
mektuplarında.
Hastalığı atlatır. 1856'da son hasta da taburcu edilir. Bayan Nightingale görevini tamamlamıştır. Artık vatanına geri dönebilecektir.
Hastalığı atlatır. 1856'da son hasta da taburcu edilir. Bayan Nightingale görevini tamamlamıştır. Artık vatanına geri dönebilecektir.
Lady Alicia Blackwood 'un bahsettiği Üsküdar ve çevresi ( 1850 'ler )
Lambalı Kadın - The Lady with the Lamp ( Florance Nightingale )
Modern Hemşireliğin kurucus Florence Nightingale kimdir ?
Florance Nightingale , varlıklı Nightingale ailesinin kızı
olarak 1820 yılında İtalya 'nın Floransa
kentinde doğduğu için ona bu ad verilir. Küçüklükten beri tutmuş olduğu
günlüğüne 17 yaşında iken şu notları düşer : “Tanrı benimle konuştu ve beni
görevlendirdi.” Daha sonraki yıllarda bu sesi tam 4 kez duyduğunu iddia eder.
19 yaşına geldiğinde ailesi ile birlikte İngiltere 'ye dönerler. Boş vakitlerinde sürekli pencere kenarında kitap okur. Tüm bu gösterişli hayat onun için sıkıcı ve depresiftir. Londra ‘daki kır evlerinin çevresindeki yoksul insanları da sürekli ziyaret eder ve onlara çorba ile para götürür. Yine o yıllarda günlüğüne bir not daha düşer:
“ Aklım sürekli insanların yaşadıkları acı ile meşgul. Başka bir şey düşünemiyorum .”
19 yaşına geldiğinde ailesi ile birlikte İngiltere 'ye dönerler. Boş vakitlerinde sürekli pencere kenarında kitap okur. Tüm bu gösterişli hayat onun için sıkıcı ve depresiftir. Londra ‘daki kır evlerinin çevresindeki yoksul insanları da sürekli ziyaret eder ve onlara çorba ile para götürür. Yine o yıllarda günlüğüne bir not daha düşer:
“ Aklım sürekli insanların yaşadıkları acı ile meşgul. Başka bir şey düşünemiyorum .”
24 yaşında iken birdenbire hastanelerde hastalara yardım
ederek mutlu olabileceğini düşünür. Sürekli okumakta, hastane raporlarını
incelemekte, hastanelerin daha iyi şartlara nasıl getirileceğine kafa
yormaktadır. 26 yaşında iken Almanya da bir enstitüde din kadınlarının
hemşirelik yaptığını öğrenir. Bunun kendisi için bir fırsat olabileceğini
düşünür. Evliliğin ona göre olmadığını ve evlenirse ilahi görevini
yerine getiremeyeceğini düşünmektedir. 33 yaşında evden ayrılmaya karar verir.
Florance
Nightingale Hasta bakıcılığın kötü adını silmek ve bunu meslek haline getirmek
ister. Bunu ülkenin bakanlarına kadar iletir fakat izin alamaz.
Londra da umutsuz koşullardaki hasta hanımefendilerin
bakımını üstlenen bir dernekte çalışmaya başlar.
Florance Nightingale
Bu sırada Kırım ‘da savaş başlamıştır. İşte o günlerde
London Times gazetesi “Neden bizim de iyiliksever hemşirelerimiz yok?” diye
başlık atar.
Ve Florance Nightingale
Selimiye kışlasında yeniden doğar !
Savaştan sonra da kendini bu mesleğe adayan ve hemşirelik
mesleğinin kurucusu sayılan Florance Nightingale, İngiltere’de yeni kurulan
Ordu Sağlığı Kraliyet Komisyonunda görev almıştır. 1860’ta halkın verdiği
bağışlarla meydana getirilen Nightingale Fonunu kullanarak, ilk Nightingale
Hemşirelik Okulunu kurar.
1907’de “Order of Merit” liyakat nişanıyla taltif
edilen ilk kadın olur.
Florence Nightingale daha sonraki yıllarda İngiliz ordusu
hakkında istatistiki bilgiler yayınlar. Yeni sivil ve askeri hastanelerin
gerekli sağlık koşullarına uygun bir şekilde inşası söz konusu olduğunda, o
gönüllü danışman haline gelmiştir. Deneyimleri hakkında birçok kitap yazar. En tanınmışı; Hasta
Bakımı Üzerine Düşünceler, aile için pratik bir el kitabı olur.
Kronik yorgunluk sendromu sonrası önce görme yetisini
kaybeder. 1910 yılında 90 yaşındayken bir gündüz uykusu sırasında hayatını
kaybeder.
Öldüğünde yalnız Amerika'da binin üzerinde Nightingale Okulu vardır. Hemşireliği saygın bir meslek yapma amacına ulaşmıştır;
1961 yılında, Türkiye'de, Şişli'de açılan ilk Yüksek
Hemşirelik Okulu'na onun adı verilmiştir.
Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı
Selimiye Kışlası'nın 1880 ve 1893 yılları arasında bir tarihte çekilmiş olan fotoğrafı
(Abdullah Biraderler, ABD Kongre Kütüphanesi)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























